Bugun...


Gençağa Karafazlı


facebook-paylas







M.N Gezmiş olayı sonrası Rize'de gazetecilik sınıfta kaldı
Tarih: 11-01-2016 02:15:00 Güncelleme: 11-01-2016 02:15:00


Mehmet Nuri Gezmişin tutuklanması olayı sonrası Rize'de bazı gazetecilerin yayınladığı gerçek dışı haberler toplumu adeta infiaya sevk etti.

Bazı gazeteciler yalan yanlış bilgilere dayanarak kamuoyunu yanlış bilgilendirmesi tartışmalara neden oldu.

"Hiç bir şey karanlıkta kalmayacak" sloganıyla yıllar önce yayın hayatına başlayan nabız haber sitesi yaşanan olayda gazetecilik etik ve kurallarını hiçe sayan gazetecileri deşifre ediyor…

Gazetecilik etik ve kurallarını hiçe sayan, birçok kurum amirini ve memurunu zan altına bırakan haberleri servis edenlerin gerçekte ne yapmak istediklerini sorgulayan nabız yine gündem oluşturmaya devam ediyor...
İşte o ayrıntılar...

 

Gezmiş habeleri sınıfta bıraktı!

 

AKP sempatizanı olarak bilinen bir gazeteci dostum Rize Özel idare genel sekreter yardımcısı M.N. Gezmiş olayı sonrası bir kaç not paylaştı.

 

Bunları Gezmiş için paylaşmadı her yerde yaşanmış vakalardan yola çıkarak AKP'li yöneticileri uyarmak amacıyla bunları paylaştığını düşünüyorum.

 

Bu paylaşımlarının arasında “AK parti Türkiye, Ak parti döneminde önemli üç

sınavdan geçti.

 

Bu üç önemli dönem sınavda başarısız olanların bu devlet kademelerinde önemli yere gelmelerinin önüne geçilmelidir, onlara bu imkân verilmemelidir. Zira zor zamanda bunlardan devlete de, Ak partiye de zerre yarar gelmez” diyor.

 

Bu değerli dostumun değerlendirmelerinden yola çıkarak M.N. G konusunda bende geçmiş hafızamı zorlayarak bir kaç konuyu okurlarla paylaşmak istedim.

 

Öncelikle Rize de gazetecilik eden bazı arkadaşların yaşanan bu olay sonrası yaptıkları haber ve yazdıkları köşe yazıları Rize de de Gazeteciliğin nasıl sınıfta kaldığının açık bir göstergesi olarak karşımıza çıkıyor...

 

Şimdi gelelim asıl konumuza yanı gazeteci dostumun bahsettiği “Başarısız olanların devlet kademelerine önemli yerlere getirilmemesi konusuna”
 

İnsan hakları komisyonunda yer aldı

 

Bir kere M.N.G iki evlat dünyaya getirmiş ve topluma yararlı olmaları için her aile büyüğü gibi oda evlatlarını okutmuş biri avukat diğeri ise eczacı olmuş ...M,N.G getirildiği her görevde başarıyla çalışmış ve o görevin hakkını vermiş bir kişi olarak biliniyor bu nedenle de çeşitli müdürlük görevlerine getirilmiştir…
 

Uzun yıllardan beri Av. Hayrettin parıltı ile birlikte Cezaevi insan hakları komisyonunda yer almış cezaevinde yattığımda koğuşumuza kadar gelip sorunlarımızı dinlemiş var olan sorunlarımızın çözümünde katkı sunduğunu hatırlıyorum…

 

Farklı düşüncelere saygı duyardı

 

Sonraki süreçte Gezmişle özel idare genel sekreterlikte ki görevi esnasında yer yer sohbetlerimiz olmuştu...

 

Gezmişle siyasal düşüncelerimiz farklıydı ancak onun Entelektüel tavrı bizim bir arada olabileceğimizi ve her konuda özgürce tartışmalar yapacağımızı pratik ilişkilerde hep göstermiştir...

 

Bu nedenle AKP’Lİ olan Gezmiş 'in bu anlayışı onlarca sosyalist arkadaşının ve dostunun olmasını sağlamıştır.

 

Yani Gezmiş farklı düşünceleri kabullenen bir Entelektüel kişidir...
Gezmiş böyle bir yapıda olması taciz olayını gerçekleştirmemiştir anlamı çıkartılmamalıdır aksine ortaya atılan bu ciddi iddiaların hesabı kesinlikle sorulmalıdır. Yani, suçlu olup olmadığı bir an evvel yargılaması yapılarak ortaya çıkartılmalıdır…

Yaşanan bu olay sonrası bazı çevreler olayın sorumlusu olarak AKP'yi idarecilerini ve milletvekili Hasan Kara’lı sorumlu tutarak suçluyor…

 

Bazı siyasetçiler ise ihaleyi AKP ye yıkarak Gezmişe yönelik linç kampanyasına ortak olarak kendilerinin ne kadar iyi politikacı olduklarını bu şekilde bir şey üretmeden anlatmaya çalışıyorlar...

 

Tabi ki bunları bu büyük gazeteciler yazamıyor…

yazamıyor çünkü siyasetçilerle ters düşmekte istemiyorlar!...

 

Ben hiç kimseyi sorumlu tutmuyorum.

Sadece böylesi önemli bir göreve kişileri atarken siyasal sonuçları yanı sıra toplumsal sonuçları açısından da olayı değerlendirerek atamalar yapmak lazım diyorum...

Her siyasal iktidar bürokrat atamalarında hatalar yapmıştır gelecek siyasal yapılarda bu hataları yapmaya devam edecektir…

 

Bu işin doğasında vardır.

Hala birçok dairede tartışmalı isimler müdür ve ya amir olarak görev yapmaktadır. Bu olay siyasi iktidara ders olmalı ve atamaları yeniden gözden geçirmelidirler.
 

Gazeteciliği sorgulamak

 

Bizlere düşen görev ise bunları eleştirmek daha doğru tercihler yapılması konusunda toplum adına denetim yapmak…

 

Bütün bunları M.Nuri Gezmiş yaşadığı talihsiz olay sonrası kaleme almamın asıl nedeni Gezmişi anlatmak değil. Kendimizi yani Gazeteciliğimizi sorgulamak için aktardım...

 

Gezmiş olayı üzerinden Rize de Gazetecilik de sınıfta kaldığımız bir gerçek...

Gazetecilik belden aşağıya vurmak değil...

Gazetecilik birilerine çamur atmak değil…

Gazetecilik siyasal iktidarın yönetici ve ya vekilleri ile samımı olmak ve ya ilin bürokratıyla samimi olmak ve ya birilerinin yanında ilin valisi, ilin emniyet müdürünü telefonla arayarak hava atmak hiç değil...

 

Gazetecilik, toplumun genel kuralları olan Trafik kurallarına uymayıp ceza yiyince o ilin emniyet mensuplarını arayarak cezanın silinmesini istemek ise hiç değil...

 

Gazetecilik bir iş adamının mahremi olan iş yerine gidip reklam alamadığınızda o iş yerinin mahrem ilişkilerini yazmak değildir...

 

Gazetecilik ofisinde polis tarafından kadınlarla basılıp daha sonra başkalarının belden aşağılarıyla ilgilenmek ise hiç değildir...

 

Dün yaşanan, bazı din adamlarının, tanınmış bazı iş adamlarının, bazı öğretmenlerin, hatta bazı emniyet görevlilerinin ve bazı politikacıların taciz, rüşvet ve hukuksuz işleri karşısında susmak da gazetecilik değildir...

 

Bütün bu olumsuzlukları haberleştiren tüm baskı ve tehditler karşısında gazetecilik etiğinden taviz vermeyen gazetecilerin aleyhine tavır sergilemekte gazetecilik değildir...

 

Haksız ve yasalara aykırı saldırıya uğrayan gazetecilerin haklarını, hukuklarını savunmamakta gazetecilik ahlakına aykırı bir durumdur...

 

Bu yazdıklarımla kimseye gazetecilik dersi vermek niyetinde değilim ancak toplumun bazı gerçekleri yani gazetecilik konusunda gerçekleri bilme hakkı vardır...

Ben genel bir gazetecilik tanımı yaparak kendimi de içine katarak etik kuralları mesleğimizin yerle bir edilmesine karşı isyan ediyorum...

Yukarıda aktardığım konularla alakalı bir sıkıntısı olamayan gazeteci arkadaşlara bir sözüm yok.

 

Sözüm Gazetecilik etik ve kurallarına uymayanlaradır.

 

Yarası olan gocunsun...

 

Gezmiş olayı bunun açık bir gerçeğidir...

 

Şimdi gelelim M.Nuri Gezmiş olayı ile birlikte yazılanlara ve neden sınıfta kaldığımıza bir bakalım...

Bazı arkadaşların yayınladığı şu haberler bizim durumumuzu biraz daha özetliyor.

M.N. G tacizden tutuklandı…

(taciz ettiği kesinleşti mi?)

Tutuklanan M.N.G nin oğlu Av.... Gezmiş, babasını bile savunmadı!

(Avukat oğlu cüppesi ile davaya girdi ve babasını savunduğunu gazetecilerde gördü)

Gezmiş, Diyarbakır, Kulp da ayni nedenlerle yargılandı...

(Böyle bir davanın belgesi ortada yok)

Valilik soruşturma izni vermedi...

(kim şikâyet etti ve neden soruşturma izni verilmedi. Şikâyetçi savcılığa neden başvurmadı. Bu konuyla alakalı hiçbir belge ve bilgi yok?)

 

Sırada kimler var?

Yakında hem de çok yakında birçok isim daha yargı önüne çıkmaya başlayacak...

(Rize de yeni Ergenekonlar mı çıkıyor?)

Bu olayın patlamasının ardından insanlar cesaretlenmiş ve bizleri aramaya başladı bile,,.

(Kimler ne niçin aradı belli değil)

Yeni delil ve belgeler ile bazı kurum müdürleri ve müdür yardımcılarını ifşa etmeye başlayacaklar…

(kim ifşa edecek belli değil. Bütün kurumların müdür ve yardımcıları zan altında)

Artık pim çekildi ve bomba patlamaya hazır,,,

(kim ne pimi çekti ne bombası patlayacak? Bombalı habercilik mi gelişti haberimiz yok!)

Birçok müdür ve müdür yardımcısı bu bomba ile MNG gibi telef olacak.

(birçok dairede görevli müdür ve yardımcısı açık bir saldırı ve iftirayla karşı karşıya kaldı. MNG bu linç kampanyası sonucu demek ki 'telef oldu'diyerek suçu belli olmayan bir görevli aşağılanıyor, peşinen suçlu ilan ediliyor)

Artık bir bomba patladı,, fitil ateşlendi ve bu fitile kaç bomba bağlı önümüzde ki günlerde göreceğiz...

(Yukarıda bomba patlayacak deniliyor burada ise bomba patladı deniyor. Ne bombası patladı hala anlaşılmış değil?

 

Kısacası bombalı, fitilli abartılı sözler kullanarak olmayan şeyleri abartarak sözde büyük gazetecilik örneği ortaya koymaya çalışanlar mesleği iç ettiklerini maalesef görmekten acizler..

 

Bizler gazeteci olarak herkesten önce bir birimizi özgüce eleştirmeye hakkımız var…

Ben böyle gazetecilik ediyorum, benim gazetecilik anlayışım bu demeye kimsenin hakkı yok…

Ben istediğim gibi olayı haberleştiğim diye bir habercilik de yok…

 

Haberde dikkat edilmesi gereken ve tüm gazetecilerin uyması gereken kurallar vardır.

Siz bu kuralları gözetmezseniz gazetecilik yapmıyorsunuz demektir...

Objektif habercilik için Haberde dikkat edilmesi gereken temel kuralların başında,

Haber güncel olmalıdır.

Haber gerçek olmalıdır.

Haberde kamu yararı olmalıdır.

Haberde Öz ve Biçim açısından bir bütünlük içermelidir…

Eğer haberde bu kriterlerden biri eksikse haberin eksik demektir...

 

Gezmiş olayında, yaşanan olayla ilgili bir iddia var olduğu doğrudur ve kamu yararı da vardır...

Haberin yapılış şeklinde ise, Objektiflik yok.

Öz ve biçim ile bütünlük oluşmamış…

Güncellik sorunlu, gerçeklilik ise oluşmamış arkadaşlar duyumlarını haber diye kamuoyuna aktarmışlardır...

 

HABERLERİ EN VAHŞİ HALİYLE VERMEK İYİ HABERCİLİK DEĞİL

 

Uzmanlar , "İyi habercilik her zaman her doğruyu yazmak değildir. Cinsel istismar ve vahşet haberlerini en vahşi haliyle vermek iyi habercilik değildir" diyerek, Yaşanan vakaların haber olduğunu, ancak basının daha sonra bu davaları takip etmediğini söyleyen uzmanlar, Eleştirel ve sorgulayan Objektif bir habercilik yapılması konusuna vurgu yapıyorlar...

Uzmanlar, Türkiye’deki medya çalışanları herhangi bir özel çıkar çevresinin sözcülüğü rolünü üstlenmemeli veya bunlara açık destek vermemelidir.

Burada görüyoruz ki haberlerde adeta bir kesim insanların sözcülüğüne soyunanlar var...

İddialar gerçekmiş gibi haber yaparak insanları yargı kararları kesinleşmeden suçlamamalıdır yani, basın mensubu yargıç değildir...

Haber yaparken tarafsız ve adil kalmalı…

 

Bir gazeteci belgeleri toplama, röportaj yapma ve haberi hazırlama esnasında tüm kişisel fikirlerini, ideolojisini ve yorumlarını askıya almalı ve tarafsızlığını korumalıdır…

 

Haberde konu edilen bütün tarafların ifade özgürlüğüne saygı göstermeli ve adil olmak ve tarafsızlık adına görüşlerine haberde yer vermelidir. Diyor uzamanlar...

 

Peki bütün bu kriterlere rağmen suçlanan kişinin ne dediğiyle ilgili bir tek kelime bile kamuoyuna neden aktarılmamıştır?....

 

Kişileri veya grupları hedef haline getirmemelidir…

Gazeteciler kamuoyunun bilme hakkından başka hiçbir özel çıkara bağlı olmamalıdır…

 

Kaynağın verdiği bilgiler onu ya da yakınlarını hayati tehlikelerle ya da toplumsal sorunlarla baş başa bırakıyor mu? 

Kaynağın, iddialarını destekleyecek belgeleri var mı?

 

Bilgi toplama ve haber yapma sürecinde meslek ilkeleri akıldan çıkarılmamalı ve gazetecilik konumunun bize özel hayatı ihlal etme hakkı vermediği hiçbir zaman unutulmamalıdır...

(MNG ve aile bireylerine yönelik suçlayıcı aşağılayıcı yorumlar sayfalarda)

 

Aynı şey benim başıma gelse ne hissederdim?

Bu haber kamu yararına gerçekten hizmet ediyor mu?”

Bu gibi soruları kendimize sormalıyız.

Cinsel suç mağdurları ve çocuk zanlıların kimliklerinin açıklanması konusunda büyük dikkat gösterilmelidir…

 

Haberler hiçbir şekilde kışkırtıcı veya ayrımcı bir dil kullanmamalıdır…

Doğrudan haberle ilgili olmadıkça gazeteciler bir kişiyi veya bir grubu dili, inancı, ırkı, toplumsal cinsiyeti, cinsel kimliği veya toplumsal sınıfı ile tanımlamamalıdır...

 

Gazeteci Devlet kurumları veya siyasi partiler gibi kurumlar için yarı zamanlı veya gönüllü iş yapmamalıdırlar.

Gazeteciler kendilerine daima şu soruları sormalıdırlar:

 

Yargılama yapılmadan gazeteciler cezasını kesti!

 

Yaptığım şey, güvenilirliğime veya haber kuruluşumun güvenilirliğine halel getirebilir mi?

Bütün bu etik kuralları ve soruları kendimize sormadan nasıl gazetecilik edebiliriz ki?


Mehmet Nuri Gezmiş her şeyden önce bir insandır oda bir suç işlemiş olabilir...

 

Gezmiş bir suç işlemiş ise bunun cezasını mutlaka çekmelidir ve buna kimsenin itiraz etmesi de mümkün değildir...

 

Fakat bugün yazılan ve çizilenlere baktığımızda gezmiş daha yargılanmadan gazeteciler tarafından yargılanmış idam kararı da verilmiştir!...
Şimdi yapılması gerek tek şey var…

İddia makamı acilen delilleri toplamalı ve biran evvel iddianameyi hazırlamalı ve yargılama kısa sürede tamamlanmalı…

Bunlar yapıldıktan sonra mahkemenin vereceği karar sonucu kimin suçlu olup olmadığını ancak o zaman öğrenmiş olacağız…
Bugün iddia makamının iddia ettiği konuların  yargılama yapılmadan doğru olduğunu kabullenmek hukuken ve ahlaken mümkün değildir…

 

Bu gazeteciler“masumiyet Karinesi”ni yok saymıştır... 

 

Peki, hukukta “masumiyet karinesi “ diye bir şey vardır…

Acaba bu gazeteciler bundan haberdar mı?

Suçsuzluk karinesi, bir suçtan dolayı kovuşturulan kişinin, suçluluğu mahkeme kararıyla sabit olmadıkça suçlu sayılmamasını ifade eder… 

Kişinin ifade verip, savcılığa sevk edilmesiyle başlayan yargı sürecinde; şüphelinin tutuklama talebiyle mahkemeye gönderilip, tutuklanması; hukuksal olarak kişinin hükümlü olduğu anlamına gelmez…

 

Tutuklama, işlendiği varsayılan suç eylemi üzerinde güçlü şüpheler bulunduğu anlamına gelse de; mahkeme süreci bitip, kişi hüküm giyene kadar hukuki olarak kişi masumiyet karinesinin koruması altındadır.

 

Şüpheli suçu işlese dahi, delil yeterliliğinin sağlanamaması veya toplanan delillerin hukuki yollarla elde edilmemesi gibi gerekçelerle, tutukluluk sürecinin sonunda şüphelinin serbest kalabileceği gerçeği; masumiyet karinesinin tutuklama sürecini de kapsamasının nedenidir.

 

Kişi yargılama sürecinde hüküm giydirilmeden, kamusal haklarından yararlanma hakkına sahiptir…

Onun için kişi tutuklu olsa dahi çalıştığı resmî kurumlar vs. kişinin suçu sabitlenene dek masum olduğu ilkesini gözetmek zorundadır…

 

Bu konuda AİHM'in 10 Şubat 1995'te verdiği kararda:"Sanık için bir güvence olarak kabul edilen masumiyet karinesinin, yalnızca ceza yargılaması sırasında değil; aynı zamanda bütün resmi makamlar düzeyinde de gözetilmesi kabul edilmektedir.

 

Bu nedenle, ceza yargılaması kesin mahkûmiyet hükmü ile sonuçlanmamış kişiye karşı, başka resmi görevlilerin suçlu gözüyle bakıp bu şekilde davranmaları “masumiyet Karinesi”nin çiğnenmesi anlamına gelir."

 

Peki, şimdi kim suçlu?

 

Suç işlediği iddia edilen Mehmet Nuri Gezmiş mi yoksa kendisini yargı yerine koyan ve idam kararı veren bu gazeteciler mi?

Siz hangi hakla kendinizi yargı yerine koyabiliyorsunuz?

ve siz hangi hakla sayfalarınızda 'belden aşağıya vuran' o ahlaksız yorumları onaylayarak aile bireylerini kamuoyunda aşağılıyor ve küçük düşürüyorsunuz?...

 

Bütün bu yazlan ve çizilenlerin karşısında hangi şart altında olursa olsun özellikle Rize’de, insanlarının siyasi, dini, mezhebi ve cinsiyeti ayrımı yapmadan yaşanan Haksızlıklara karşı gazetecilik etiği ve kurallarını yerine getirmeye çalışan gazetecilerin olduğunu tüm kamuoyu ve sözde gazeteciler bilmek durumundadır…

Susmadık, sumayız, susmayacağız…

NOT:

Yeni delil ve belgeler ile bazı kurum müdürleri ve müdür yardımcılarını ifşa etmeye başlayacaklar diyen gazeteci, Rize de bir kurum müdürünün hakkında verilen şikâyet dilekçesinin sumen altı edildiğini iddia ediyor.

Yani dilekçeler üzerinden Rize'de fitiller çekilecek bombalar patlayacak...

Bakalım ne zaman fitiller çekilecek bombalar patlayacak?

Bu satırlar bize ünlü bir sanatçının söylediği şu şarkının sözlerini hatırlattı...

“Şehirde bombalar yağardı her gece biz durmadan sevişirdik”

 





FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • Kemal Kılıçdaroğlu Konvoyuna Silahlı saldırı
    Kemal Kılıçdaroğlu Konvoyuna Silahlı saldırı
  • Kemal Kılıçdaroğlu Rize'de
    Kemal Kılıçdaroğlu Rize'de
  • Ümit Özdağ Rizede
    Ümit Özdağ Rizede
  • Artvin Cerrahtepe Müdahale
    Artvin Cerrahtepe Müdahale
  • Osman Turan Bozacı Cenazesi
    Osman Turan Bozacı Cenazesi
  • AKP Rize 10 Numara Projeler
    AKP Rize 10 Numara Projeler
  1. Kemal Kılıçdaroğlu Konvoyuna Silahlı saldırı
  2. Kemal Kılıçdaroğlu Rize'de
  3. Ümit Özdağ Rizede
  4. Artvin Cerrahtepe Müdahale
  5. Osman Turan Bozacı Cenazesi
  6. AKP Rize 10 Numara Projeler
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Köksal baba
    Köksal baba
  • Rizespor Galatasaray maçı sonrası soyunma odası
    Rizespor Galatasaray maçı sonrası soyunma odası
  • Suruç Terör Saldırısı Kameralarda
    Suruç Terör Saldırısı Kameralarda
  • MHP Seçim Şarkıları , Ahmet Şafak
    MHP Seçim Şarkıları , Ahmet Şafak
  • Oyları MHP'ye yolliyalum Uşaklar, MHP Seçim Şarkıları
    Oyları MHP'ye yolliyalum Uşaklar, MHP Seçim Şarkıları
  • Atatürk'üz Mustafa'yız
    Atatürk'üz Mustafa'yız
  1. Köksal baba
  2. Rizespor Galatasaray maçı sonrası soyunma odası
  3. Suruç Terör Saldırısı Kameralarda
  4. MHP Seçim Şarkıları , Ahmet Şafak
  5. Oyları MHP'ye yolliyalum Uşaklar, MHP Seçim Şarkıları
  6. Atatürk'üz Mustafa'yız
VİDEO GALERİ
YUKARI